Hürmüz Boğazı ve çevresindeki denizlerde ticari gemilere yönelik saldırılar, ekim ayında tarihi bir zirveye ulaştı. 2017 yılından bu yana deniz güvenliği olaylarını takip eden araştırmacıların verilerine göre, bölgede ay boyunca 28 doğrulanmış veya bildirilen saldırı gerçekleşti. Artan güvenlik tehditleri, dünya enerji ticaretinin en kritik geçiş noktalarından birinde gemi hareketlerini kısıtlamaya devam ediyor.
27 Ekim Salı günü petrol piyasasına dair yayımlanan son raporlar, Hürmüz’deki gemi trafiğinin normal seviyelerin yaklaşık yüzde 60’ına düştüğünü ortaya koydu. Körfez ülkelerinin ham petrol ihracatında son dört haftadır süregelen düşüş, piyasada arz endişelerini artırdı. Saldırı sayısındaki rekor, 23 Ekim’de açıklanırken, güncel piyasa değerlendirmesi bu güvenlik durumunun petrol sevkiyatları üzerindeki etkisini yeniden gündeme taşıdı.
Ekim ayında 28 saldırı: Süpertanker filosu da etkilendi

Washington merkezli Washington Institute for Near East Policy bünyesinde yürütülen deniz güvenliği takibine göre Hürmüz Boğazı ve çevresindeki sularda ekim ayında toplam 28 doğrulanmış veya bildirilen saldırı yaşandı. Bu sayı, 2017’den beri izlenen dönemin en yüksek aylık rakamını temsil ediyor. Veriler, saldırıların özellikle eylül ve ekim aylarında boğaz çevresinde yoğunlaştığını gösteriyor.
ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a karşı başlattığı operasyonların ardından bölgede meydana gelen saldırı sayısı 113’e ulaşmış durumda. Uluslararası Denizcilik Örgütü’nün daha geniş Orta Doğu bölgesini kapsayan kayıtlarında ise aynı süre zarfında toplamda 120 olay kaydedilmiştir. İki kurumun verileri farklı coğrafi kapsam ve kayıt yöntemleri nedeniyle tam olarak örtüşmemektedir.
Deniz güvenliğindeki bozulmanın boyutu, saldırılardan etkilenen büyük petrol tankerlerinin sayısında da kendini göstermekte. Uluslararası Denizcilik Örgütü kayıtları ile gemi takip verileri karşılaştırıldığında, çatışmaların başlangıcından bu yana 30’dan fazla büyük ham petrol tankeri zarar gördü; bunlardan 11’i yalnızca ekim ayında saldırılara maruz kaldı.
Zarar gören tankerler, dünya genelindeki süpertanker filosunun yaklaşık yüzde 3,5’ini oluşturmaktadır; bu sınıftaki bir tanker ortalama olarak yaklaşık 2 milyon varil ham petrol taşıyabilmektedir. Saldırıların yalnızca gemilerin fiziksel güvenliğini değil, aynı zamanda petrol taşımacılığında kullanılabilecek kapasiteyi ve sigorta maliyetlerini de etkileyebilmesi önemlidir.
Gemi trafiği yüzde 40 azaldı; petrol ihracatı dört haftadır düşüşte

Hürmüz Boğazı’ndaki ticari faaliyetler savaş öncesi seviyelerine geri dönemedi. 27 Ekim’de yayımlanan piyasa raporuna göre boğazdan geçen gemi trafiği normal seviyenin yaklaşık yüzde 60’ına ulaşmış durumda; bu oran aslında trafikte yaklaşık yüzde 40’lık bir azalmayı ifade ediyor.
Bununla birlikte gemi trafiğine ilişkin veriler kullanılan izleme yöntemlerine ve kapsanan gemi türlerine bağlı olarak değişiklik gösterebilir. Bazı gemiler güvenlik önlemleri gereği otomatik konum bildirim sistemlerini kapatırken bazı taşımacılık şirketleri alternatif sevkiyat düzenlemeleri yapmaktadır. Dolayısıyla tek bir trafik göstergesi, boğazdan gerçekte geçen tüm gemilerin sayısını tam olarak yansıtmayabilir.
Hürmüz’deki güvenlik sorunu ham petrol sevkiyatlarına ilişkin göstergelerde de etkisini sürdürmekte. ANZ Research tarafından değerlendirilen verilere göre Körfez’den ham petrol ihracatı üst üste dört haftadır gerileme göstermektedir. Bölgedeki üreticiler alternatif boru hatları ve farklı limanlar kullanarak ihracı sürdürmeye çalışsalar da boğazdaki belirsizlik taşıma planlarını zorlaştırmaktadır.
Ayrıca Hürmüz’den geçen gemi trafiği ile Körfez ülkelerinin toplam petrol ihracatı aynı gösterge değildir. Petrolün bir kısmının farklı güzergahlara yönlendirilebilmesi sebebiyle boğazdaki geçişlerin azalması bölgenin tüm ihracatının aynı oranda düştüğü anlamına gelmemektedir. Nitekim alternatif güzergahlara yapılan yatırımlar ve sevkiyat düzenlemeleri savaşın başlamasından bu yana petrol ticaretinin tamamen durmasına engel olan en önemli faktörlerdendir.
Petrol fiyatları 116 doların üzerinde: Diplomatik temaslara dikkatler çevrildi

Orta Doğu’daki diplomatik bağlantılar ile deniz taşımacılığına yönelik saldırılar, petrol fiyatlarında birbirine zıt etkiler yaratmakta. Türkiye saatiyle 27 Ekim Salı günü saat 10:18 itibarıyla Brent petrolün varil fiyatı %0,4 artışla 116,24 dolara yükseldi; ABD tipi ham petrol WTI ise %0,3 değer kazanarak işlem gördü.
Petrol fiyatları günün erken saatlerinde %1’e yaklaşan kayıp yaşamasına rağmen devam eden saldırılarla tekrar artış gösterdi. Brent petrol geçtiğimiz hafta içerisinde 117 doları aşarak nisan ayından bu yana görülen en yüksek seviyeye ulaştı. Bölgedeki arz riskinin devam etmesi, diplomatik görüşmelerden kaynaklanan iyimserliğe rağmen fiyatlarda düşüş alanını kısıtlıyor.
Piyasalardaki risk sadece Hürmüz Boğazındaki geçişlerle sınırlı değil; küresel orta distilat stokları son beş yılın ortalamasının yaklaşık %5 altında seyretmektedir. Dizel gibi petrol ürünlerini içeren bu gruptaki düşük stok düzeyi yeni bir arz kesintisinin fiyatlar üzerindeki etkisini artırabilecek unsurlar arasında yer alıyor.
Deniz taşımacılığındaki güvenlik risklerinin artması ayrıca petrolden tüketici ülkelere ulaşım maliyetlerini de yükseltmektedir. Gemi kiralama ücretleri, savaş riski sigortaları ve daha karmaşık sevkiyat operasyonları toplam taşıma giderlerini artırabiliyor ve böylece petrol üretimi devam etse bile taşıma ve teslimat maliyetlerinde baskılar oluşabiliyor.
Bölgedeki gerginliği azaltmaya yönelik diplomatik çalışmalar devam etmekte; Suudi Arabistan ile Türkiye ve Pakistan temsilcileri Tahran’da İranlı yetkililerle bir araya geldiği bildirilmektedir. Görüşmelerin ardından bölgesel barış ile güvenlik konularında işbirliği yapılması hususunda mutabakata varıldığı açıklandı.
Buna karşın İran destekli Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik yeniden gündeme gelen saldırıları enerji piyasasında güvenlik endişelerini canlı tutmaya devam ediyor. Hürmüz Boğazı ile Kızıldeniz çevresindeki risklerin eş zamanlı sürmesi ise Körfez petrolünün dünya pazarlarına ulaştırılması için kullanılan çeşitli güzergahları olumsuz yönde etkileyebiliyor. Önümüzdeki süreçte diplomatik görüşmelerin seyri kadar yeni ticari gemilere yönelik yapılacak saldırılar ve tanker trafiğindeki değişimler de petrol fiyatlarının yönünü belirleyen faktörler arasında yer alacak.